Süleymaniye’nin yapım aşaması bütünüyle görkemli bir efsanedir. Bunlardan en ilginç olanını anlatalım. Mimar Sinan, Süleymaniye Külliyesi’nin temelini attıktan sonra, bu temelin oturması ve sağlamlaşması için inşaata bir yıl kadar ara vermiş. İnşaatın ekonomik nedenlerden dolayı durduğu şeklinde bir duyum alan ve Osmanlı ile her alanda yarış içinde olan Safevi şahı Tahmasb, fırsat bu fırsat diyerek Kanuni Sultan Süleyman’ı utandırmak istemiş ve padişaha inşaat tamamlansın diye bir sandık dolusu mücevher göndermiş. Ancak rivayet olunur ki, buna çok sinirlenen Sultan, mimarbaşı Sinan’a gereğinin yapılmasını buyurmuş ve büyük usta da bu eşsiz hazineyi, Safevi elçisinin gözü önünde, bir dibekte dövdürüp toz haline getirterek Süleymaniye’nin inşaat harcına katıvermiş… Sabahın ilk ışıklarıyla güneşin gökyüzünde parıldadığı bir gün Süleymaniye’ye dikkatli bakın, parıldadığını göreceksiniz!
Mimar Sinan yapinin içine birde hava koridoru insaa etti. Elektrigin henüz bulunmadigi o yillarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydinlatiliyordu...
Sinan, bu kandillerden çikan is, camiiye zarar vermesin ve cemaati rahatsiz etmesin diye, orta kapinin üzerine bir oda yaptirdi.
Yapinin degisik köselerinden gelen islerin bu oda da toplanmasini sagladi.

Ve adına "Is Odası" denilen bu bölmenin içerisine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Mimar Sinan.
Oda da toplanan islerden dönemin en kaliteli mürekkebini damitti. Süleymaniye' nin duvarlarinda gördügünüz o muhtesem kalemisleri, yazilar, süslemeler camiinin kandillerinden çikan islerin damitilmasiyle elde edilen islerden damıtılan o mürekkeple yapilmistir.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder